Ece Sükan, aktör Benicio Del Toro’yla birarada

Ece Sükan, Magnum’un yeni kampanyasının internette yayınlanacak videosu için Oscar’lı aktör Benicio Del Toro’yla Barcelona’da kamera karşısına geçecek.

İşte Ece Sükan’ın Kelebek’e verdiği röportaj:

Yıllar önce verdiğiniz bir röportajda Benicio Del Toro’yu çok beğendiğinizi söylemişsiniz. şimdi onunla tanışma fırsatı yakaladınız. Bu nasıl bir şanstır böyle?

– Hakikaten çok şaşırdım. O röportajda verdiğim tek isimdi Benicio Del Toro. Tabii ki oyunculuğunu beğendiğim çok isim var. Ama Benicio Del Toro çok karizmatik. Özel bir ışığının olduğunu düşünüyorum. Bir de oynadığı filmlerin hemen hemen hepsini çok sevdim, hepsi bende iz bıraktı. O yüzden Magnum’dan böyle bir telefon gelince şaşırdım. Zaten onlar da gülerek aradılar beni, çünkü önceki röportajımı görmüşler.

Heyecanlı mısınız?

– Tabii ki. Aslında ben bazı şeyleri çok fazla büyütmem gözümde. Pek fazla kişiye hayranlık duymam. Ama bu projede hakikaten çok heyecanlandım. Bugüne dek işim gereği birçok kişiyle bir araya geldim. Belki de o yüzden bir rahatlığım var. Ama Oscar’lı bir Hollywood starıyla yan yana gelme fırsatım hiç olmamıştı.

Röportaj da yapacak mısınız onunla?

– Çekim yapacağız sadece, röportaj yok. Zaten orada çok yoğun bir program olacak, buna fırsat bulamayız.

Birlikte çekeceğiniz reklam filmi Türkiye’de sadece internette mi yayınlanacak?

– Evet. Normalde Benicio Del Toro’nun Magnum için çektiği uluslararası bir reklam filmi var zaten. O yayınlanmaya başlayacak. Onda ben yokum, keşke olsaydım. Bizim çekeceğimiz reklam filmi ise internette yayınlanacak.

Olsun, sonuçta internet de her yere ulaşıyor…

– Doğru söylüyorsun. ınternet sayesinde dünyanın her yerinden izlenebiliriz. Zaten benim bir sürü sosyal ağım var.

Bu yıl neden bir dizi filmde izleyemedik sizi?

– Oyunculuğu dondurdum biraz.

“Aşk Yakar”daki rolünüzle çok konuşulmuştunuz ama…

– Evet. Dizi biteli çok uzun zaman oldu, yine de insanlar bana hâlâ diziyi soruyor. O rol bana galiba çok oturdu. Ekip de çok iyiydi. Aslında güzel bir diziydi fakat şanssızlıklar yüzünden tahmin edilenden erken bitti.

İlk oyunculuk tecrübeniz miydi o?

– Değildi. Yine Özcan Deniz’le “Haziran Gecesi”nde 10-15 bölüm oynamıştım. Ondan önce de Selçuk Yöntem’le “24 Saat” vardı. Ama “Aşk Yakar” en akılda kalanı oldu. Dizi bitince gelen teklifleri ise değerlendirmedim. Çünkü o sırada Vogue Türkiye ile ilgili görüşmelerim başlamıştı. Vogue çok beğendiğim bir dergiydi.“Tamam, bu seneye bununla başlayayım” dedim, kariyerime böyle devam edeyim istedim. şu anda moda programı ve dergi ile uğraşıyorum. Başka işe zaman kalmıyor o yüzden…

Şöhret hoş olmalı. Peki şöhrete “dur” diyecek kadar kontrollü olmayı nasıl başarıyorsunuz?

– Benim yaptığı zor bir seçimdi. Çünkü bir tarafta daha büyük bir şöhret, daha çok para var. Benim seçimim ise dergicilikten yana. Ne kadar şöhret kazandırabilir ki bu iş? Ben maddi anlamda kayba uğramayı da göze aldım. Ama benim sevdiğim iş bu. “Ön planda olmalıyım” bağımlılığının insanı yıpratacağını düşünüyorum. Ben Marie Claire’deyken moda editörlüğüne başladım, sonra modellik geldi. Bu ikisi birbirini besledi. Ben çekim yaparken modeli anlıyorum mesela…

Modacı olmayan insanların moda programı yapması hakkında ne düşünüyorsunuz?

– Türkiye’de bazı şeyler hakikaten çok kolay elde ediliyor. Moda eleştirisi yapanların, başkalarını değerlendirenlerin önce kendisine bakması gerek. Gerçekten bu konuyu araştırdın mı, alın teri döktün mü? Hayatında hiç uluslararası moda haftasında bulundun mu? Uluslararası bir yerde bir çekime katıldın mı? Sadece bu da değil. Bu işe emek vermek gerek. Sıfırdan, asistanlıktan başlayıp bu işin her alanında çalışmalısın. Ancak o şekilde söz söylemeye hakkın olur diye düşünüyorum.

İkoncan olmak ne demektir? Stil ikonu nasıl olunur?

– Stil ikonu lafı Türkiye’de insanların ağzına sakız oldu. Türkiye’de stil ikonu olmakla ikoncan olmak eşdeğer gibi… Bu unvan kendi kendine verilmez bir kere. Her şeyin bir dönemi olur ve gelip geçer, ama stil ikonluğu kalıcıdır. Dönemlere, yıllara yayılır, takip edilir. Stil ikonu olmak gerçekten hem zor hem de çok kolaydır. ıçinden gelmesi gerekir. Çabayla olacak bir şey değil yani… Kişi bence bu enerjiyle doğar. Sonradan “Çok kıyafetim oldu onları giydim”le stil ikonu olunmaz!

Türkiye’de stil ikonu var mı?

– Stil ikonu yok ama tarzı çok iyi olan, güzel stil sahibi insanlar var.

2000’li yılların yabancı stil ikonu kim sizce?

– Kate Moss… Zaten moda sürekli tekrarlanıyor, o yüzden çok stil ikonu çıkmıyor. Trendsetter’lar, it girl’ler çıkıyor ama bunlar kalıcı olmuyor. Grace Kelly, Audrey Hepburn gibi isimleri sayamıyoruz artık.

Bundan sonrası için planlarınız ne?

– Bir markaya ya da tasarımcıya stil danışmanlığı yapabilirim. Oyunculuktan da tamamen kopmak istemiyorum ama… Tek bir şeye endeksli olduğunuzda, diğer fırsatlar elinizden kaçıyor. Hayata daha geniş bir pencereden bakabildiğinizde, “Olursa olur olmazsa olmaz” dediğinizde ise olaylar daha güzel gelişiyor. Dolayısıyla çok plan yapmıyorum.

Aşık Ece nasıl biridir?

– En belirgin özelliğim, arkadaşlarımla eskisi kadar görüşmemem oluyor. ışten arta kalan zamanda sevgilimle olmayı tercih ediyorum çünkü.

Kıskanç mısınızdır?

– Hayır, çok kıskanç değilim. Beni kıskandırmaya teşvik edecek biriyle olmayı da tercih etmem. Ona harcayacağım enerjiye yazık olur! Ne benim kıskanacağım, ne de beni çok kıskanacak biriyle olurum.

Ediz Bey’le (Elhadef) ne zaman evleneceksiniz?

– Bu işler hiç belli olmaz. şu an güzel bir beraberliğimiz var ama bu konuda yorum yapamam. Hayat ne getirir bilemeyiz çünkü.

Sanırım bir de her şeye, her duruma hakim olma isteği var sizde…

– Evet, biraz var. Ama bu bazen yorucu oluyor. O noktada daha profesyonel düşünmek, işi dağıtmayı, bölmeyi, yardım almayı ve yardım etmeyi bilmek gerek. “Her şeyi ben yapayım” diyemezsin. Ben de otorite manyaklığını bırakmaya çalışıyorum.

Yıllardır aynı çizgide kalmayı, yerinizi korumayı nasıl başarabildiniz?

– Açıkçası zor oldu. Benim de isyan ettiğim zamanlar oldu. Sonuçta yalnız yaşıyordum, paramı kazanmak zorundaydım. O zamanlar da birkaç iş yapıyordum ve istediğim hayatı yaşayabiliyordum. Zaten tek bir işe bağımlı olmamak bana bu özgürlüğü ve seçme hakkını verdi. Hayatta herkesin seçme hakkı var ama bunun farkına varamıyorlar.

Paylaş